Hizmetimi özel kılan şey, kendi iş geliştirme sistemimi kişisel içgörülerimle birleştirmemdir. Süreçte kanıtlanmış teorileri de kullanırım. Bu, büyüme, dayanıklılık ve anlamlı etki yolculuğunda size rehberlik eder.
Hayatın içinde bir yolculuk yaptığımı düşünürüm hep. Bu yolculukta her bir durak, bana biraz daha kendimi keşfetme ve hayallerimi şekillendirme fırsatı verdi. Kimi zaman düştüm, kimi zaman kalktım ama hiçbir zaman ilerlemeyi bırakmadım. Bu sayfa, işte o yolculuğun bir parçasını paylaşmak ve belki de sizin yolculuğunuzda bir ışık tutmak için var.
Karşılaştığım her zorluk, bana bir hikaye ve ders kazandırdı. Örneğin, kendi işimi kurarken karşılaştığım finansal zorluklar, bütçeleme ve kaynak yönetimi konularında değerli dersler almamı sağladı. Ancak bu süreçte yaşadığım duygusal çalkantılar ve depresyon, içsel bir yolculuğa çıkmamı gerektirdi. Bu noktada, Wayne Dyer‘ın öğretileri ve Jeffrey Young‘ın Şema Terapi yaklaşımları bana kendimi yeniden inşa etmemde yardımcı oldu. Neden bu yolculuğu sizinle paylaşıyorum? Çünkü hayatın bana öğrettiği her ders, şimdi başkalarına yol gösterecek birer ışık olabilir. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğrendiklerim, girişimcilik yolculuğuma sağlam bir temel oluşturdu. Ancak, bu temeli büyüten, ilham aldığım insanlar ve onların düşünceleriydi. Hayatın bana öğrettiği her ders, şimdi başkalarına yol gösterecek birer ışık olabilir.
Çocukluk ve Hayallerin Gücü
Her birimiz, içimizde hâlâ o çocuk yanımızı taşırız. Ancak büyüdükçe bu yanımızı kaybettiğimizi sanırız. Oysa, bir çocuk her zaman endişesizce, tutkuyla ve belki de hedeflerini tam anlamıyla bilmeden hayallerinin peşinden gider. Bunun için de elindeki oyuncakları kullanır. Biz yetişkinler için bu oyuncaklar farklıdır. Belki bir şirket, belki bir proje, belki de bir sanat eseri. Ancak asıl hedef, hayal kurmanın ve yaratmanın o saf mutluluğunu tekrar yaşamaktır. Hayatınızın hangi noktasında olursanız olun, bu çocuksu tutkuyu kaybetmemek, en büyük motivasyon kaynağınız olabilir.
Benim girişimcilik yolculuğumun ardındaki ana motivasyon da tam olarak bu. Hayallerimi gerçekleştirmek için “büyüklere ait oyuncaklar” oluşturmak istiyorum. Bu oyuncakları kullanarak hem kendime hem de başkalarına fayda sağlamak hedefimdir. Robert Kiyosaki’nin “Cashflow Quadrant” teorisi bu noktada bana yol gösterdi. Çünkü finansal özgürlük, hayallerinizin peşinden koşabilmek ve onları gerçeğe dönüştürebilmek için kritik bir gerekliliktir.
Hayallerimden biri, insanlara faydalı şirketler kurmaktı. Örneğin, çevre dostu ürünler üreten bir şirket oluşturarak topluma katkıda bulunmayı hedefledim. Ancak bu, yalnızca para kazanmak için değil, geride anlamlı bir miras bırakmak içindi. Ölmeden önce dönüp baktığımda, dünyada bir fark yaratmış olmanın huzurunu yaşamak istiyorum. Bunun için de maddi kaygılardan uzak, tamamen yaratma ve fayda sağlama odaklı bir zihinle çalışmaya ihtiyaç var. Bu nedenle, finansal bolluk ve sürdürülebilir gelir kaynakları yaratmak, benim için bir araçtan fazlası oldu: Hayallerimi gerçekleştirmek için bir temel.
Hayatın Dönüm Noktaları
Hayatta dönüm noktaları hepimizi şekillendirir. Örneğin, ilk şirketimi kurarken karşılaştığım riskler ve bunları yönetme yollarım, hem iş dünyasında hem de kişisel olarak büyümemi sağladı. Risk almanın bir sanatı vardır; doğru hesaplandığında, yeni fırsatların kapısını aralar. Bu nedenle, risklerin ve fırsatların nasıl dengelendiğini anlamak, girişimcinin en büyük becerilerinden biri olmalıdır. Bu konuda Ralph Waldo Emerson’un “Hayatta en büyük başarı, korkularımızla yüzleşmektir” sözleri hep aklımda kalır.
1. Fikir Değerlendirme ve İş Modeli Geliştirme
Her şey bir fikirle başlar. Ancak bir fikri hayata geçirmek, sadece hayal gücüyle değil, doğru planlamayla mümkün olur. Girişimcilik yolculuğuma ilham veren en önemli teorilerden biri, Robert Kiyosaki”nin ‘Cashflow Quadrant’yaklaşımıydı. Bu teori, finansal bağımsızlık için farklı gelir akışlarının nasıl yaratılacağını ve sürdürülebilir kılınacağını öğretti. Kiyosaki” nin fikirleri, bir işin yalnızca para kazanmaktan çok daha fazlası olduğunu gösterdi. Bir iş, bir miras yaratmak anlamına gelir. Aynı zamanda değer katmak ve insanlara ilham olmak demektir.
Bu yolda, Alexander Osterwalder’in “Business Model Canvas” modeliyle fikirlerimi somutlaştırdım. Bu çerçeve, her bir girişim fikrini yapılandırmamda ve büyük resmi görmemde büyük rol oynadı. Her iş fikrinin içinde bir büyüme potansiyeli vardır. Önemli olan, bu potansiyeli doğru sorularla iş geliştirme sistemini ortaya çıkarmaktır.
“Bir fikrin nereye kadar büyüyebileceğini görmek, girişimcilikteki en heyecan verici anlardan biridir.”

2. İş Akışlarının Tasarımı ve Organizasyonel Yapı Oluşturma
İyi bir fikrin başarılı bir girişime dönüşmesi için sağlam bir yapı gerekir. İşte bu noktada Patrick Lencioni“nin ekip çalışmaları üzerine yazdıkları bana rehberlik etti. Bir ekibi doğru bir şekilde organize etmek ve işlevsel hale getirmek, sürdürülebilir bir iş modeli için temel taşlarından biridir. Michael Gerber” in “E-Myth Revisited” kitabı ise süreçlerin standardizasyonu ve otomasyonu konusundaki görüşleriyle bana ışık tuttu.
Hayatta öğrendiğim bir gerçek var: Karmaşık görünen her şeyin altında eksik bir sistem yatıyor. Bu sistem eksikliği, yalnızca verimliliği değil, insanların işlerinden keyif alma duygusunu da etkiler. İş süreçlerini iyileştirmek, işleri hem daha kolay hem de daha keyifli hale getirir. Bu yüzden iş akışlarını görselleştirmek ve süreçlerini düzenlemek, işlerimi ve hayatımı çok daha düzenli hale getirdi. Aynı zamanda, iş modelime şeffaflık katarak hem ekip içi hem de dış müşteri ilişkilerinde büyük bir güven sağladım.
Şeffaflık, bu süreçlerin en kritik unsurlarından biridir. Örneğin, şirket içindeki iş akışlarını dijitalleştirerek tüm süreçlerin herkes tarafından görülebilir hale gelmesini sağladım. Şirket içindeki her şeyin ölçülebilir ve takip edilebilir olması, kâğıt işleriyle vakit kaybetmeden gerçek verimliliğe odaklanmamızı sağlar. Böylece hem süreçlerin hem de ekiplerin daha etkili çalışmasına olanak tanır.
İşlerin İnsan Yönü
İşlerin başarısı yalnızca sistemlerden değil, o sistemleri yöneten insanlardan da gelir. Ancak ekip üyelerinin motivasyonu ve iletişimi her zaman kolay olmaz. Özellikle duygusal zorlukların ekip içindeki yansımaları, lider olarak çözülmesi gereken önemli bir sorundur. Wayne Dyer‘ın pozitif düşünce ve içsel dengeye dair öğretileri, hem kendimle hem de ekip üyelerimle daha sağlıklı ilişkiler kurmamı sağladı. Ayrıca, Jeffrey Young‘ın Şema Terapi yöntemleri de bu süreçte etkili oldu. İnsanların iş yerindeki motivasyonları ve güçlü yanları ortaya çıkarıldığında, ekip çalışması gerçek anlamda etkili olur. Patrick Lencioni’nin bu konuda sunduğu öneriler, ekip içinde uyum yaratmamda bana hep yol gösterdi.

3. Dijitalleşme ve Süreçlerin Otomasyonu iş geliştirme sistemi sürecinde
Teknolojinin hayatımıza kattığı en büyük kolaylık, işleri daha hızlı ve verimli bir şekilde yapabilmemizdir. Darren Hardy’nin “Bileşik Etki” teorisi, küçük ama sürekli adımlarla büyük farklar yaratmanın mümkün olduğunu öğretti bana. Bu teori sayesinde, dijitalleşme süreçlerinde her bir küçük ilerlemenin uzun vadede nasıl büyük etkiler yaratacağını daha iyi anladım.
Jeffrey Pfeffer’in “Lean Thinking” yaklaşımı ise yalın bir yönetimin ne kadar kritik olduğunu gösterdi. Bu yönetim hem maliyetleri düşürmek için önemlidir hem de kaynakları daha verimli kullanmak için kritiktir. Süreçleri dijitalleştirerek zamandan ve maliyetlerden tasarruf sağladım. Bu süreçte otomasyon araçları, bir yardımcı değil, gerçek bir yol arkadaşı oldu.
İş geliştirme sistemi İnsan hatalarını azaltarak şirketlerin daha verimli ve öngörülebilir bir şekilde yönetilmesine olanak tanıyor.

4. Ekip Kurulumu ve Liderlik Eğitimi
Bir lider olarak en büyük hedefim, ekibimdeki her bireyin potansiyelini keşfetmek ve onların en iyi versiyonlarını ortaya çıkarmaktır. Patrick Lencioni “nin takım çalışmaları üzerine yazdıkları, ekip üyelerimin güçlü yönlerini anlamama yardımcı oldu. Ayrıca, Brian Tracy” nin “Goals!” teorisi, net hedefler koymanın ve bu hedeflere ulaşmak için doğru kişilik yapılarını bir araya getirmenin önemini vurguladı.
Ekip kurmak, sadece doğru insanları bir araya getirmek değil; aynı zamanda onların birlikte uyum içinde çalışabileceği bir ortam yaratmaktır. Patrick Lencioni “nin iş birliği ve ekip çalışmasına dair teorileri, bu süreçte bana yol gösterdi. Ancak liderlik yalnızca sistemler ve stratejilerden ibaret değil; duygusal zekayı da içeriyor. Wayne Dyer ve Jeffrey Young” ın önerileri, ekip içindeki dinamikleri anlamayı ve duygusal dengeyi sağlamayı kolaylaştırdı. Bu yaklaşımlar sayesinde ekip üyelerinin güçlü yanlarını keşfetmek ve bunları bir bütün olarak kullanmak, ekip içindeki uyumu artırmamda etkili oldu. İnsanların yaratıcı yönlerini öne çıkartıp, rutin işleri otomasyona bırakmak, şirket içindeki dinamikleri olumlu yönde etkiledi.

5. iş geliştirme sistemi yaratmada Yapay Zeka ile Sistem Optimizasyonu
Yapay zeka, iş dünyasında inanılmaz bir dönüşüm aracı. Napoleon Hill“in ‘Düşün ve Zenginleş’ kitabında bahsedilen stratejik düşünce yaklaşımı çok ilham vericiydi. Bu yaklaşım, yapay zekayı iş süreçlerime entegre etmemde büyük rol oynadı. Sun Tzu” nun “Savaş Sanatı” kitabı ise rekabet avantajı sağlamak için stratejik plan yapmanın önemini vurguladı.
Yapay zeka araçlarını kullanarak süreçleri daha etkili hale getirmeyi öğrendim. İş geliştirme sistemi İnsan kaynaklı hataları azaltmak amacıyla yapay zekayı işimin bir parçası haline getirdim. Yapay zeka, karar verme süreçlerini hızlandırır. Ayrıca, maliyet yönetimini iyileştirir. Aynı zamanda, yapay zeka girişimcileri ekip içindeki olumsuz etkileşimlerden ve zaman kaybından kurtararak, enerjiyi daha verimli projelere yönlendirme olanağı sağlar. İnsanların yaratıcı gücünü odakta tutup, tekrarlayan iş yükünü üstlenmesiyle şirket içinde bir denge unsuru oluşturur.

Son Olarak
Bu yolculukta öğrendiğim en önemli şey, hayallerimizin peşinden gitmek için önce içimizdeki çocuğu keşfetmek gerektiğidir. Robert Kiyosaki’nin teorilerinden aldığım ilham, sadece iş dünyasında değil, hayatın kendisinde de bana yol gösterdi. Çünkü hayaller, yaş sınırı tanımaz.
“Umarım bu sayfa, kendi yolculuğunuzda bir ilham kaynağı olur. Eğer bir gün yollarımız kesişirse, eminim ki paylaşacak çok şeyimiz olacak.”
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.